Kilikya Korsanları

  Roma’nın Korkulu Rüyası     

 

“Korsanların gücü, Akdeniz’in tüm kesimlerinde hissedildi, bundan dolayı, herhangi bir yere gemiyle gitmek mümkün değildi ve tüm ticaret durma noktasına geldi. Romalıların doğrulmaları ve harekete geçmeleri bundan dolayıydı. Pazarlarında yiyecek azalınca ve kıtlık belirince, denizleri korsanlardan temizlemek için Pompey görevlendirildi.”

 

Korsanlar, mürettebatı ve yolcuları öldürüyor, ya da aileleri onları fidyeyle kurtaracak kadar varlıklı değilse köle olarak satabiliyordu. Korsan baskınları, Akdeniz’deki kentlerde ve birçok kıyı kentlerinde oturanlar içinde eşit derecede bir tehdit oluşturuyordu. Bu insanlar için, korsanları bastırabilecek yeterlilikte güce sahip olan devlet veya hükümdar, tanrılar katında onuru hak ediyorlardı. 

 

MÖ 2. yüzyılın ortalarından itibaren, Roma, Akdeniz’de egemen bir güçtü.  Senatoya ait aristokrasiyi yönetmenin militarist ve rekabetçi kültürü, sürekli vatandaşların orduları için yeni düşmanlar ve savunma, yağmalama için yeni müttefikler arama gereksinimini doğurdu. Fakat aynı zamanda, Romalılar, kendilerine iyilik yapan ve zayıf halkları koruyan bir portre çizmeyi seviyorlardı ve sadece savaşa bir sebepleri olduğu zaman gittiklerini diretiyorlardı.

 

Roma aristokrasinin askeri ün için aç gözlü hevesi ile birleşerek, MÖ 102’de Rodos’tan ve Rodos’un müttefiklerinden gelen baskı, Kilikya’ya karşı bir deniz seferi ile sonuçlandı. Filonun büyük çoğunluğunu erkekler oluşturmuş ve gemiler Romalıların Grek müttefiklerinden sağlanmıştı. Önderliğini Marcus Antonius yapıyordu...