KRALLAR VE TÜCCARLAR KENTİ ALALAKH

MÖ 2. binde Hatay ili sınırları içerisinde yer alan Amik Ovası, bir geçiş aynı zamanda da Anadolu, Yakın Doğu ve Doğu Akdeniz kültürleri arasında bir tampon bölge olup Mukiş Krallığı tarafından kontrol edilmekteydi.

 

Arkeolojik buluntuların sağladığı bilgiler ve modern/antik ekonomilerin karşılaştırılması ile oluşturulan kuramsal modeller ile derinlemesine incelenen ticaret kavramı, kolektif bir eylem olması nedeni ile kültürlerarası etkileşimin izlerini yakalayabilmek adına başlı başına heyecan verici bir konudur. MÖ 2. binde Anadolu, Yakın Doğu ve Doğu Akdeniz coğrafyalarını birbirine bağlayan ve Antikçağda küreselleşmenin hızını arttıran ticaret eylemi; politik dengesizliklerin, savaşların, yükselen ve çöken imparatorlukların yarattığı sosyo-kültürel karmaşa içerisinde sürekliliğini devam ettirmiştir. Toplumların ve bireylerin varoluş sürecinde etkin bir rol oynayan bu eylem, aynı zamanda da dönem içerisinde oluşan ve gelişen sanatsal ve estetik yaklaşımların birbirinden farklı kültürler tarafından kabul görmesine ve adaptasyonuna da olanak sağlamıştır.

MÖ 2. bine tarihlenen yerleşkelerde yapılan arkeolojik kazı ve araştırmalara ve yazılı belgelere göre ham madde ve kaynak arayışları ve etkileşim ağlarının kontrolü, uluslararası düzeyde politik antlaşmalara, çoğu zaman da savaşlara neden olmakla beraber ticaretin ve beraberinde getirdiği kültürel etkileşimin sürekliliğini devam ettirdiği görülmektedir. MÖ 2. binde Hatay ili sınırları içerisinde yer alan Amik Ovası, bir geçiş aynı zamanda da Anadolu, Yakın Doğu ve Doğu Akdeniz kültürleri arasında bir tampon bölge olup Mukiş Krallığı tarafından kontrol edilmekteydi. Deniz ve kara ticareti ile gelişen ağlar içerisinde bir ticaret merkezi olma statüsünü kazanan krallığın temsil edildiği başkent Alalakh’ta (Aççana Höyük), bu etkileşimin izleri Orta ve Geç Tunç Çağları boyunca kendini göstermiştir. Kentin Asi Nehri'nin kenarında yer alması ve nehir taşımacılığı ile Samandağ bölgesinde yer alan Sabuniye liman kentine bağlı yapısı ile kırsal merkezli olup aynı zamanda da bir liman kenti karakteri olan nadir yerleşkelerden biridir. Bu nedenle Alalakh’ta ticaretin izlerini sadece kazılarda ele geçirilen yabancı kökenli buluntu grupları ile sınırlandırmak yerine ticaret eyleminin kentin yapısı üzerinde oynadığı ekonomik, politik ve sosyo-kültürel etkiyi de irdelemek gerekmektedir.

Ham madde ve doğal kaynakların kontrolünün önemli olduğu MÖ 18. ve 17. yüzyıllarda, Alalakh metinlerinde gümüşün ağırlıklı olarak değiş tokuşta kullanıldığından bahsedilmektedir. 2003 yılından beri devam eden yeni kazılar içerisinde yapılan analizlere göre Alalakh’ta ele geçirilen metaller, Toros yataklarındaki maden yatakları ile uyum sağlamaktadır. Gümüş, bakır ve kalay gibi önemli maden yataklarını barındıran Toros kaynaklarına erişim potansiyeline sahip krallık aynı zamanda Amanos Dağları'nın barındırdığı önemli bir ham madde kaynağı olan sedir ağaçlarına da sahiptir. Bu ham maddelerin Anadolu ve Doğu Akdeniz koridoru üzerinden Mısır’a kadar uzanan bir aralıkta değiş tokuşunun varlığı ise yazılı belgelerde mevcuttur. Bununla birlikte yine yazılı metinlere göre zeytinyağı ve şarap gibi değerli sıvıların da ticaretinin yapıldığı bilinmektedir. Tarımsal zenginliğin sağladığı zenginlik de göz önünde bulundurulduğunda Mukiş Krallığı, ticaret potansiyeline sahip ürünleri bünyesinde barındırmış ve coğrafyanın sağladığı imkânlarla MÖ 2. bin ticaret

…………………..

……………………………

Yazı: Dr. Murat AKAR

Koç Üniversitesi,

Aççana Höyük, Antik Alalakh Kenti Kazıları Kazı Başkan Yardımcısı.

Yazının Devamı:  Aktüel Arkeoloji Dergisi 33. Sauısında.