MAR ELİAN VE MAR BEHNAM MANASTIRLARI

Geçtiğimiz yılda Suriye’nin Karyatayn kentindeki Mar Elian (Aziz Elian) ve Irak’ın Hamidiye bölgesindeki Mar Behnam (Aziz Behnam) manastırları talihsiz sebeplerle kamunun dikkatini çekmeye başladı; bu iki yapı 2015 yılında IŞİD tarafından yok edildi ve 1500 yılı aşkın Hıristiyan ibadetini sonlandırdı.

Aynı terör örgütünün kurbanları olarak birkaç ay arayla yok edildikleri için bu ikisi bir şekilde kamu tasavvurunda birbirine bağlandı. Aralarında bazı paralellikler olduğu için bazı açılardan bu bağlantı doğrudur, fakat diğerlerinde bu iki manastır Orta Doğu Hıristiyanlığı hakkında iki farklı hikâye anlatmaktadır.

 

İki manastırın da menşei, 4. yüzyılda yaşamış azizlerle bağlantılı mezarların etrafında gelişen türbelerden gelir. Bu türbeler ve sakinleri, 5. yüzyılda meydana gelen Kalkhedon karşıtı Süryani Ortodoks kurumları gibi teolojik ihtilafların yarattığı değişimler sırasında oluşmuştur. Bu durum, manastırların kendilerini Suriye, Mezopotamya ile Süryanice konuşan halk arasında, dini bir gelenek içerisine sıkıca yerleştirdiği anlamına gelir.

 

Mar Elian, Orta Suriye’de bir grup çöl yerleşmesinin doğu hududunda yer alıyordu. Bu yerleşmeler sımsıkı Süryani Ortodoksuydu - erken dönem kaynaklar Geç Antik Çağda Hıristiyanlar arasında bazı çekişmeler olduğunu belirtse de zamanla bu köylerden bazıları tamamen veya kısmen Müslüman olurken, diğerleri belirgin Hıristiyan kimliklerini ve tek dinli nüfuslarını korudular.

 

Mar Elian sapa kalıp bu tecrit sayesinde dış etkilerden kimliğinin büyük kısmını korumuşken, Mar Behnam büyük Musul kentinden kolaylıkla ulaşılabilirdi ve Dicle Nehri’nden de pek uzakta değildi. Bu, Mar Behnam’ın dış dünyayla iletişiminin hem faydalarına hem de zararlarına daha çok maruz kaldığı anlamına gelir. Bu manastır aynı zamanda Süryani Ortodoks Kilisesi’nin de bir parçasıydı ve tarihsel açıdan Tikrit Mafriyanlığı olarak da bilinirdi. Bu, bölgenin yarı-özerk biçimde biçimde yönetildiği ve törensel uygulamalarda Süryani Ortodoks Kilisesi’nin batı kolu ve daha doğuda yaşayan dindaşları arasında belirgin farklılıklar olduğu anlamına gelir.

 

 

Emma LOOSLEY