MEZRAA TELEİLAT

Kendine özgü bazı özellikleri nedeniyle çok ilginç ve ender bir Neolitik Dönem yerleşimi olan Mezraa Teleilat arkeologlara Yakındoğu ve Levant Bölgesi Neolitik’i hakkında yepyeni veriler sunmuş ve daha önce geçerli olan bazı teorileri geçersiz kılmıştır.

Güneydoğu Anadolu’da Şanlıurfa ilinin Birecik ilçesinde bulunan Mezraa Teleilat’ın bu kapsamdaki en önemli katkısı hem Anadolu’da hem de Yakındoğu’da ve Kuzey Levant’ta Neolitik Dönemin gelişimini Çanak Çömleksiz Dönemin ortasından itibaren kesintisiz olarak takip etmemizi sağlamasıdır. Yerleşmenin önemini arttıran bir diğer ayrıcalıklı özelliği Neolitik toplumlarla ilgili uzun yıllar çözülmeyi bekleyen arkeolojik bir bilmeceyi çözmememize yardımcı olmasıdır. Daha önce Çanak Çömleksiz Neolitik Dönemin tam olarak nasıl sonlandığını ve Çanak Çömlekli Neolitik Döneme geçişin nasıl olduğunu bilmezken artık bunlarla ilgili kavrayışımız derinleşmiş ve pek çok soruya cevap bulabilmiş durumdayız. Bu kısa makalede Çanak Çömleksiz Neolitik Dönemden Çanak Çömlekli Döneme geçişte karşılaşılan söz konusu arkeolojik sorun ve Mezraa Teleiat’ın bu sorunun giderilmesindeki önemi genel hatlarıyla tanıtılacaktır.

 

Mezraa Teleilat

 

Mezraa Teleilat Şanlıurfa’da Birecik ilçesinin 7 km güneyinde ve Karkamış Barajı etki alanı içinde bulunan bir höyük yerleşimidir. Bugün Fırat Nehri’nin sol yakasındaki geniş bir taraça üzerinde bulunmaktadır. Çapı yaklaşık olarak kuzey-güney yönünde 380 m, doğu-batı yönünde ise 200 m’dir. Kazılan toplam alan yaklaşık olarak 5000 m2’dir. Höyük bir taraftan prehistorik dönemlerden beri nehir tarafından bir taraftan da bugünkü köylüler tarafından büyük oranda tahrip edildiğinden gerçek boyutu bilinmemektedir. Fırat ve Kargamış barajlarının yapımına başlanmadan önce baraj göllerinin altında kalacak arkeolojik yerleşimlerin ve yapıların tespit edilip belgelenmesi amacıyla oluşturulan bir proje kapsamında bölgede 1989’da başlatılan ve Guillermo Algaze başkanlığında yapılan bir yüzey araştırmasında bulunmuştur. 1999-2007 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Prehistorya Anabilim Dalı’ndan Prof. Mehmet Özdoğan tarafından kazılmıştır.

 

Höyük stratigrafik bakımdan aralarında yaklaşık 5000 yıllık bir kronolojik boşluk (hiatus) olan ve kendi içlerinde alt evrelere ayrılan temel iki döneme ayrılmaktadır. En üstteki yani günümüze en yakın olan Evre I Demir Çağına, aradaki boş evreden sonra tespit edilen Evre II-V ise sadece Neolitik Döneme ait prehistorik kültür dolgularını içerir. Bir diğer ifadeyle, Mezraa Teleilat Çanak Çömleksiz Neolitik B’den Çanak Çömlekli Neolitiğe kadar kesintisiz kullanıldıktan sonra Demir Çağına kadar boş bırakılmıştır. Evre II Çanak Çömlekli Neolitik’e, Evre III PPNB-PN Geçiş Evresi’ne, Evre IV ve V ise Geç PPNB’ye tarihlendirilmektedir. Kalibre edilmemiş C 14 tarihlerine göre günümüzden önce 9324 ± 59 ile 7594 ± 50 arasında Neolitik insanlar tarafından iskan edilmiştir. 

 

Yerleşmede tüm Neolitik boyunca temel besin kaynakları evcilleştirilmiş tahıllar, diğer bitki çeşitleri ve hayvanlar olmuştur. Gülçin İlgezdi’nin doktora tezine göre en fazla tüketilen evcil hayvanlar Evre IV’den beri evcilleştirilmiş olan koyun, keçi ve domuz ile Evre IV’ten itibaren evcilleşme süreci devam eden sığırdır. Bununla beraber Neolitik insanları için diğer bir önemli et kaynağı olan ceylanlar Paleolitik’te olduğu gibi Neolitik’te de avlanmıştır. Hayvanların sadece etinden, yağından ve sütünden değil aynı zamanda kemiklerinden, dişlerinden, boynuzlarından ve derilerinden de yararlanılmıştır. İnsanlar yukarıda bahsedilen temel besin kaynaklarının yanında yabani bitkileri ve hayvanları da yemiş ve başka amaçlar için kullanılmıştır.

 

Günlük ve zanaat faaliyetlerinin çoğu çakmaktaşı aletlerle yapılmıştır. Uzmanlaşmış bazı faaliyetler için çok az sayıda obsidyen aletler de kullanılmıştır. Hazır ticari ürünler olarak yerleşmeye getirilmiş olan obsidyenin geneli Bingöl’deki yeşil obsidyen içeren hammadde yataklarından elde edilmiştir. Bir miktar Nemrut, Van ve Kapadokya obsidyeni de kullanılmıştır. Obsidyenin varlığı Mezraa Teleilat insanlarının Doğu Anadolu ve Kapadokya bölgesi ile doğrudan veya dolaylı olarak uzak mesafeli ticaret ilişkilerinin olduğunun somut kanıtlarından biridir.

 

Yazı: Güner COŞKUNSU 

 

Yazının tamamına Aktüel Arkeoloji Dergisi´nin 69. sayısından ulaşabilirsiniz.