MÖ 2. BİNDE TİCARETİN İŞLEYİŞİ

Batı Anadolu’dan Asya’nın içlerine, Afganistan’a kadar uzanan geniş coğrafyayı saran ticaret yolları; Erken Tunç Çağı olarak da tanımlanan MÖ 3. binyılın ortalarında oluşmuştur.

 

MÖ 2. BİNDE TİCARETİN İŞLEYİŞİ

Batı Anadolu’dan Asya’nın içlerine, Afganistan’a kadar uzanan geniş coğrafyayı saran ticaret yolları; Erken Tunç Çağı olarak da tanımlanan MÖ 3. binyılın ortalarında oluşmuştur. O dönemde bölgelerarası mal akışının en yoğun gözlendiği hatlar ise Mezopotamya’yı doğuda İndus bölgesi ile Afganistan’a ve güneyde bakır kaynağı Umman’a bağlayan yollardı. Orta Tunç Çağında (MÖ 2000-1600) bu durum değişmeye başlamış, Mezopotamya ve Elam’ı (Batı İran) Anadolu ve Suriye’ye bağlayan ticaret yolları gittikçe önem kazanmıştı. O dönemde stratejik önemi en yüksek ham madde olan bakırın ticareti ile ilgili bilgilerimiz bu değişimi açıkça yansıtır. MÖ 18. yüzyılın sonlarından itibaren Mezopotamya’ya, Suriye üzerinden ithali gittikçe artan Kıbrıs bakırı yüzyıllardır kullanılmakta olan Umman bakırının yerini almıştır. Geç Tunç Çağında (MÖ 1600-1200) ise Kıbrıs’ın bakır ihracatının artması; Minos, Girit ve Miken Yunanistanı’nın doğuyla ticaretinin yoğunlaşması ve bölgede oluşan ticaret ağlarına Orta Akdeniz adalarının da katılmasıyla ticari trafiğin yoğun ekseni daha da batıya, yani denize kayar. Bu gelişmeler sonucu özellikle MÖ 14. ve 13. yüzyıllarda bölgelerarası mal sirkülasyonu çok büyük boyutlara ulaşmış ve deniz taşımacılığı daha önce olmadığı kadar önem kazanmıştır. MÖ 2. binyıl boyunca devam eden bu trafiğin kimler tarafından ve hangi mekanizmalarla işletildiği sorusu her zaman ilgi çeken bir araştırma konusu olmuştur.   

MÖ 2. Binyılda Bölgelerarası Ticaretin Anahatları

MÖ 2. binyılın ilk yüzyıllarında gelişen ticaret ağlarından bazıları özellikle iyi bilinir. Bunlardan bir tanesi Kuzey Mezopotamya'daki Assur ile Kayseri yakınındaki Kaneş (Kültepe) şehir devletleri arasında MÖ 1920-1750 arasında işleyen mal akışıdır. Bu yolla Anadolu’ya kalay ve Mezopotamya’nın büyük rağbet gören kumaşları ithal edilirken, Anadolu gümüşü de Mezopotamya’ya ihraç edilmiştir. Bu ticaret, faaliyetleri gereği bazen yıllarca Kaneş’te ikamet etmek zorunda kalan Assurlu tüccarlar tarafından yönetilmekteydi. Kültepe’de yürütülen kazı çalışmalarında bu tüccarların yaşadığı mahalle (karum) açığa çıkarılmış ve bu şahısların yazışmalarını içeren yaklaşık 20 bin kil tablet günümüzden 4 binyıl önce gerçekleşen uluslararası mal değiştokuşu ile ilgili ayrıntılı bilgi sağlamıştır. Anadolu’ya gönderilecek kalay önce (muhtemelen Afganistan, Tacikistan veya Özbekistan’daki yataklardan) İran üzerinden Assur’a getirilmekteydi. İhracı yapılan kumaşların büyük bölümü de Güney Mezopotamya’da üretiliyordu. Yani Kaneş-Assur hattı, aslında daha doğuya ve güneye yayılan geniş ticaret ağının bir parçasıydı.

....................

................................

Yazı ve fotoğraflar:

Emre KURUÇAYIRLI

Bryn Mawr College

Yazınınn Devamı: Aktüel Arkeoloji Dergisi 33. sayısında.