ÖLÜLERLE ZİYAFET

(62. Sayı - ÇAĞLAR BOYU DEĞİŞMEYEN İNANÇ VE RİTÜELLER )

Yeme ve içme hayatın vazgeçilmez bir parçası olduğu kadar ölümün de önemli unsurlarından bir tanesidir. Antik Mısır’da firavunların bir sonraki dünyada rahat bir yaşam sürebilmeleri için mezarlar binbir çeşit ekmek, tahıl, et, meyve ve sebzelerle doldurulmuş ve bunlar mezar duvarlarına resmedilmişlerdir.

Her kültürde aynı şekilde bir yaşam sonrası hayat inancı olmasa veya bu inanış Antik Mısır’daki kadar gösterişli olmasa da, yiyecek ve içecekler özellikle ölü gömme ritüellerinde önemli bir rol oynarlar. Bugün hala, Çin’de düzenlenen Qingming Festivali’nde, yaşayanlar ölü atalarına saygılarını göstermek ve onları anmak için mezarlara çeşitli yiyecek ve içecekler bırakmaktadırlar.

 

Antik dönemde, özellikle yazılı kaynakların olmadığı tarihöncesi dönemlerde, mezarlara bırakılan yiyecek ve içeceklerin tam olarak ne anlamlar taşıdığını açıklamak güçtür. Fakat çanak çömlek, hayvan kalıntıları, görsel tasvirler ve yiyeceklerin hazırlandığı yerler gibi arkeolojik kalıntılara bakarak yiyecek ve içeceklerin ne gibi aktivitelerde kullanıldığını anlayabiliriz. Bu makalede ölü gömme ritüelleri ile ilişkilendirebileceğimiz doğrudan ve dolaylı arkeolojik verileri sunarak, Anadolu´da yiyecek ve içeceğin bu ritüellerde nasıl kullanıldığını tartışacağım.

 

Anadolu’daki Neolitik Dönem yerleşmelerinde, her ne kadar yerleşim içi mezarlıklarda hayvan kalıntılarına rastlansa da, bunların ölüm sonrası yaşamda ölüye yiyecek olma işlevi mi, yoksa bir ölü gömme ayini ile ilişkili bir başka işlev mi taşıdığını anlamak zordur. Bununla birlikte, kurban edilen hayvanların kemikleri üzerinde tespit edilen kesim izleri, genelde bir ziyafet için hazırlanan hayvanların kemiklerindeki izlerle benzerdir. Buna rağmen, kimi durumlarda hayvanların nasıl gömüldüğü bizi ne gibi işlevler için öldürüldükleri hakkında bilgilendirebilir. 

 

Yazı: Pınar DURGUN

 

Yazının tamamına Aktüel Arkeoloji Dergisi 62. sayısından ulaşabilir, okuyabilirsiniz.