OSMAN HAMDİ BEY

Osman Hamdi’nin düşüncesine göre, arkeoloji yalnızca batı ülkelerine özgü bir bilim dalı olarak kalmamalıydı.

Osmanlı İmparatorluğu uzun süre boyunca arkeoloji alanında büyük bir cömertlik gösterdi. 17. ve 18. yüzyıllarda İtalya, Fransa ve İngiltere başta olmak üzere pek çok ülke eski eser arayışında aktif rol oynadı. Eski eser koleksiyonculuğu Fransa’da özel bir öneme sahipti. Öyle ki, eski eser ve el yazması koleksiyonlarını zenginleştirmek isteyen krallar ve bakanları, düzenli olarak Levant (Doğu Akdeniz) bölgesindeki Fransa temsilcileri ile görüşmeler yapıyorlardı. Aralarında Marki de Nointel (17. yüzyıl), Kont Choiseul- Gouffier (18. yüzyıl), veya Kont Caylus,  Louis-Sébastien  Fauvel  gibiisimlerin de bulunduğu elçiler ve    koleksiyoncular,    ilk büyük eski eser koleksiyonlarının  ortaya çıkışında önemli rol oynadılar. İngiltere ise özellikle,  1732  yılında  Londra’da  kurulan  ünlü İngiliz   Dilettanti   Cemiyeti’nin   faaliyetleri   ile zenginleşti.  19.  yüzyıl  başlarında  Osmanlı  İmparatorluğu’nun  yürüttüğü  bu politika,  Parthenon  frizlerinin büyük  bir  kısmına  Lord Elgin  tarafından  el konulmasına, Bassae’da bulunan Apollon Tapınağı’na ait frizlerin Charles Robert Cockerel tarafından British Museum’a götürülmesine, Milo Venüsü’nün Fransa elçisi Marki de Rivière tarafından Louvre Müzesine götürülmesine neden oldu.

Bu kültürel kanamayı durdurmak için hiçbir girişimde bulunmayan Osmanlı sultanları, hatta bunu desteklediler. Sultan II. Mahmud, 1838 yılında Assos’ta bulunan tapınağa ait alçak kabartmaların bir kısmını Fransa’ya verdi. Ardından, Menderes Magnesiası’nda bulunan Artemis Tapınağı’na ait frizlerin üçte birinden daha fazlasının, araştırmacı Charles Texier (1802-1871) tarafından Louvre Müzesine götürülmesine izin verdi. British Museum  koleksiyonu ise, Charles  Fellows’un  (1799 - 1860) 1842 yılındaki çalışmalarıyla birlikte, Ksanthos ve Likya Bölgesi’ndeki diğer antik kentlerden gelen eserlerle zenginleşti. 1846 yılında Halikarnas Mozolesinden (Halikarnassos Maussolleion) gelen kalıntıların British Museum koleksiyonuna eklenmesinin ardından, 10 yıl sonra, Knidos’taki Demeter Tapınağı kazılarında ele geçen buluntular ile Brankhidler’e ait tapınağın kalıntıları da Midilli Adası İngiliz viskonsülü Charles-Thomas Newton (1816-1894) tarafından İngiltere’ye götürüldü. British Museum içerisindeki eski eserler salonlarında karşımıza çıkan bu etkileyici miras, 1860’lı yıllarda Rodos Adası’ndaki Camiros antik kentinde yürütülen kazılar, İngiliz John Turtle Wood (1821-1890) tarafından Efes’te yürütülen kazılar ile yine İngiliz Richard Popplewell Pullan (1825-1888) tarafından Priene’de yürütülen kazılarda ele geçen eserlerle zenginleşti. 1870’li yıllarda Alman mühendis Carl Humann’ın Bergama Zeus Sunağı’nı keşfetmesi ve ardından, sunağın sistematik kazılarla ortaya çı- karılarak Berlin’e götürülmesi ile birlikte, Alman arkeologlar da Küçük Asya’da gerçekleşmekte olan bilimsel fetih sahnesinde yerlerini aldılar.

Yazar: Frédéric HITZEL