PERGAMON’DA ANA TANRIÇA İNANCI

Ana tanrıça Meter Basileia (Krallığın Anası), Tanrı Zeus’u Kabirler’in yardımıyla kentin akropolünün en üst kısmında bir yerde doğurmuştur.

 

Pergamon Krallarının Kültür Politikası ve Ana Tanrıça Kybele

Ana tanrıça Kybele’nin, ta Pergamon Krallığı’nın kuruluşundan itibaren, gerek dinsel yaşamda gerekse Kralların politikasında önemli bir rol oynadığını bilmekteyiz. Eski bir Pergamon efsanesine göre, yerel ismiyle Ana tanrıça Meter Basileia (Krallığın Anası), Tanrı Zeus’u Kabirler’in yardımıyla kentin akropolünün en üst kısmında bir yerde doğurmuştur. Kentte ele geçirilen çok sayıda yazıt parçası, gerçekten de burada eskiden böyle bir kutsal mekânın varlığını ortaya koymuştur; ancak tam olarak nerede olduğu hala tartışılan bir konudur. Tahminen kralların saraylarının bulunduğu alana yakın bir yerdeydi. Görünen o ki, Pergamon kralları oturdukları alana yakın bir yerde böyle bir kutsal mekânın varlığını önemsemişler ve bu inanca saygı duymuşlardır.

Ancak kralların bir takım icraatları, Ana Tanrıça’ya gösterdikleri ilginin yalnızca inanç veya saygıdan kaynaklanmadığını, bu önemli kültü aynı zamanda kendi politik güçlerini yaymak için bir araç olarak kullandıklarını da göstermektedir. Bunlardan ilki, krallık hanedanının kurucusu Philetairos’un (MÖ 281-263), Pergamon’un 30 kilometre güneydoğusunda, Aspordenos dağlık bölgesinde (bugünkü adı Yunt Dağı), 1079 metre yükseklikte bulunan ve Tanrıça’nın bölgedeki en önemli kutsal alanı, hatta bölge halkı için bir hac merkezi olan, Mamurtkale’de anıtsal bir tapınak inşa ettirmesidir. Tapınak inşa edilmeden önce burası Kybele kültü için tipik olan doğal bir kutsal alandı ve geçmişi çok eskilere dayanıyordu, çünkü Mamurtkale’de tapınım gören Ana Tanrıça, yerel ismiyle Meter Aspordenon (yani Aspordenos Ana), tüm bölge halkı için en önemli tanrıça idi.

20. yüzyılın başında Mamurtkale’de gerçekleştirilen kazı ve araştırmalar, gerçekten de tapınaktan daha önceki dönemlere tarihlenen buluntuların gün ışığına çıkmasını sağlamıştır. Tapınak seviyesinin altında ele geçirilen terrakottalardan (pişmiş toprak figürinler) bazıları en az MÖ 5./4. yüzyıla kadar inmektedir. Philetairos’un Tapınağı inşa ettirerek, bu dağlık alanda yaşayan ve çeşitli etnik gruplardan oluşan tüm bölge halkının ortak inancına gösterdiği ilgiyle sempati kazanma çabasının yanı sıra; Tapınağın ve içindeki kült heykelinin yönünün bilhassa Pergamon’u görecek şekilde ayarlanmış olması, aynı zamanda bu alana Pergamon damgasını vurma çabasının göstergesidir.