SAATLER VE ZAMAN

Tarihi çağların içerisinde, MÖ 4000’den itibaren Mısırlıların, güneşin belli zamanlarda doğup battığını keşfetmesiyle güneş saati ortaya çıkmış; değerli ya da sıradan, herhangi bir biçimde günümüze değin karşımızda ya da bileğimizde görmeye başladığımız saatler, yaşamın, zamanı ölçen parçası olmuştur.

Uygarlık tarihinin ilk zamanlarından bu yana insanlar zamanı kullanmak istemişlerdir. Günlük hayatın içerisinde karşımıza çıkan bütün planlar, randevular, iş süreleri, zamanı taksimatlandırarak yapılmaktadır. Tarihi çağların içerisinde, MÖ 4000’den itibaren Mısırlıların, güneşin belli zamanlarda doğup battığını keşfetmesiyle güneş saati ortaya çıkmış; değerli ya da sıradan, herhangi bir biçimde günümüze değin karşımızda ya da bileğimizde görmeye başladığımız saatler, yaşamın, zamanı ölçen parçası olmuştur.
 
Doğadaki döngünün insanlar tarafından gözlemlenmesi sonucunda gündüz ve gecenin, yaz ve kışın, yılların ve ayların adlandırılmasıyla zamanın sınırlı da olsa ölçümlenmesi yapılmış oldu. Ancak ne yazık ki, güneş ve onun yansıdığı nesnenin üzerindeki gölgelerin hesaplanması, yalnızca gündüzleri zaman dilimine ayırmaya yetmekteydi. Süreç içerisinde geceleri de zaman dilimine ayırmayı amaçlayan insanlar, bu sistemin yeterli olmayacağını göz önünde bulundurdu ve 13. yüzyılın sonlarından itibaren mekanik saatler Avrupa’da yapılmaya başlandı. 17. yüzyıldan itibaren İstanbul’da da yapılmaya başlayan saatler, giderek incelikli ve estetik özellikler kazanan yapılarıyla dikkat çekiyor. Burdur Müzesi’nde, her yıl değişik bir temada geçici sergiler düzenleniyor. 2014 yılı içerisinde “Çağlar Boyu Saat ve Zaman” sergisi Burdur halkına sunuldu. Serginin içinde önemli bir güneş saati  de yerini aldı. Bu saat, Sagalassos kazısında 1995 yılında 16 parçahalinde açığa çıkartılmış, 2013 yılında Sagalassos Kazı Başkanlığı tarafından restore ettirilmişti. Saat, aslan ayağı formunda bir kaide üzerinde 60 derece eğimli bir halka şeklindedir.
 
Halkanın iç bölümünde gölgelerin buluştuğu dilimler, dış kısmında ise sarmal bitkisel motifler yer alır. Saatin içinde, kurşun içerisine tutturulmuş olan gösterge çubuğu (Gnomon) yeri bulunmaktadır. Saat halkasının kenarında saati yaptıran kimsenin ismi yazılıdır. MS 2. yüzyıla, Roma Dönemine tarihlenen bu saatin yanında, müze koleksiyonunda etnografik nitelikli eserler deposunda bulunan ayaklı saat, duvar saatleri, çanta tipli masa saatleri, cep saatleri ve 50 yıldan bu yana kullanılan bekçi kontrol saati ile bu saatlere ait gümüş köstekler, nakışlı iplikten el örgüsüyle işlenmiş cep saati kılıfları yer almaktadır.
 
H. Ali EKİNCİ
 
‘Sagalassos Güneş Saati’
Halka şeklinde, yüzde 60 eğimli, aslan pençesi üzerine oturtulmuş olan bu güneş saatinin, Sagalassos antik kentinin Kuzeybatı Heroon yapısının  caddeye bakan ön yüzünde, bir sütun üzerinde kurşunla tutturulmuş olarakdurduğu bilinmektedir. Zamanın belli aralıkları, halka içindeki dilimlere düşen gölgeler vasıtasıyla tahmin ediliyordu. Bu gölgeleri oluşturan, saatin kendisini taşıyan aslan pençesinin dikey ekseninde yer alan ve kurşun içerisine sıkıştırılmış olan gölge çubuğu (gnomon) idi.