SAYI 27

 

NEOLİTİĞİ ANLAMAK
“insanlığın Ortak Bilinci”  
Çok değil on yıl önce, insanlık tarihi adına çok büyük bir keşif yapıldı Anadolu’da. Bu gelişme belki son birkaç yüzyıldır insanlık tarihi üzerine araştırma
yapan herkesin yazdıklarının sil baştan yeniden yazılması gerektiğini ortaya koydu. Anadolu’da Fırat ile Dicle nehirlerinin arasında kalan bölgede açığa çıkarılan yeni bir arkeolojik alan, Göbekli Tepe, bilinenin aksine Neolitik Dönem ile başlayan yerleşik yaşamdan önce de avcı- toplayıcı olarak göçebe
yaşayan insan toplulukları için kutsal bir alan ve bilinen ilk mimari yapı olduğunu ortaya çıkardı. Bu yapı, günümüzden yaklaşık 12-13 binyıl önce, oldukça
gizemli bir şekilde inşa edilmişti. T biçiminde anıtsal dikilitaşların birbiri ardınca yuvarlak bir yapı oluşturacak şekilde dizilmesi ve bunların her birinin üzerine,
işçilik bakımından muhteşem sayılabilecek motiflerin bezenmiş olması herkesi şaşkına çevirmişti. Onlarca soru soruldu ve birçoğuna hala cevap bulunamadı.
Kimdi bu insanlar ve bu yapıyı inşa etmelerindeki amaç neydi? Nasıl bir sosyal düzen vardı aralarında, bu kadar büyük bir organizasyon gerektiren işi nasıl
yapabilmişlerdi? Teknik olarak bu beceriye nasıl ulaşmışlardı? Göbekli Tepe, Anadolu’nun kapısını büyük bir gizeme aralamıştı ve tarih yeniden yazılıyordu.  
Göbekli Tepe’nin ortaya çıktığı kent Şanlıurfa; insanlık ve dinler tarihi açısından çok önemli bir kavşak noktası. Dünyanın bilinen en eski heykeli de buradan çıkarılmıştı. Ancak bu heykel, Neolitiğin egemen figürü olarak bilinen kadın değil bir erkek heykeliydi. Göbekli Tepe, modern insanın kolay kolay anlayamayacağı çok özel bir yer olsa dahi, yaşamımızın bir noktasında mutlaka görmemiz gereken bir yer olarak tarihe adını yazdırdı.  
Elbette ki, bu yeni keşiflerle Dünya Neolitiği’nin merkezine oturan Göbekli Tepe ile birlikte, 1960’larda araştırılmaya başlanan diğer Neolitik yerleşimlerde
elde edilen önemli veriler de bir araya toplanarak, cevapsız kalan birçok soru cevaplanmaya, bugüne kadar bilinenden farklı kavramlar ve tanımlamalar bulmacanın eksik parçalarını tamamlamaya başladı. Nevalı Çori, Hallan Çemi, Çayönü gibi yerleşmelerde gün ışığına çıkarılan ve Göbekli Tepe ile desteklenen bulgular, bugünkü modern yaşamın kökeninin 12 binyıl öncesine dayandığını ve tüm değişimin yerleşik kültürle birlikte başladığını ortaya çıkardı.
Bugün, günlük yaşamın yoğunluğu içinde yaşamını sürdürmeye çalışan modern insan için bu bilgiler çok da önemli olmayabilir. Ancak şunu bilmekte yarar var: 12 binyıl önce atılan her adım, bugün insanoğlunun modern yaşamının şifrelerini oluşturmuş görünür Bu şifreler binlerce yıl boyunca dünyanın farklı bölgelerine yayılarak bilinçaltımızda depolanmış ve bugünkü davranışlarımızın oluşmasını sağlamıştır. Bu nedenle şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; neolitik dönemle oluşan ve yayılan kültür insanlığın ortak bilincidir. İnsanoğlunun, uygarlık tarihi boyunca etkilerini yaşadığı, devrim niteliği taşıyan bu değişiminin sürecini anlayabilmek, geleceği anlamak kadar önemlidir.