TARİHÖNCESİ ŞİDDET

Şiddet, insanın türdeşleri ile birlikte yaşadığı her ortamda sözlerin yetersiz kaldığı ya da öfkenin kontrolden çıktığı durumlarda, savaşlarla, çıkar çatışmalarıyla, kin ve nefreti tetikleyen olaylarla karşımıza çıkar. Öfkenin kontrolüne yönelik yaptırımlar içeren sayısız kural ve kanunların ortaya çıkış nedenlerinden biri de muhtemelen şiddeti kontrol altına almak, en aza indirmek olmalıdır.

Kültürlere ve kişilere göre değişkenlik gösterebilen şiddet, aslında göreceli bir kavramdır. Sözlük­teki anlamlarından biri ‘karşıt görüşte olanlara kaba kuvvet kullanmak’tır. Öyleyse, şiddet her zaman gereksiz, abartılı bir güç gösterisi midir, ya da zorunlu durumlarda haklı sebepleri de olabilir mi? Örneğin savaşlarda saldı­ran mı, yoksa müdafaa eden mi şiddete başvurmuş olur veya her ikisi de mi? İşte bu yüzden şiddet duruma ve şartlara göre haklı ya da haksız görüntü verebilir. Do­layısıyla eğer bu sözcükle bir hareketin, bir gücün derecesinden söz etmiyorsak, genelde en az iki kişinin arasında geçen bir durumdan söz ederiz. Peki, insan değil de, örneğin bir hayvana karşı kaba güç kullanılıyorsa bu da şiddete girer mi? Bunlar tartışılacak konular olmak­la birlikte, bu yazının konusunu insanın insana uyguladığı kaba güç oluşturuyor. İnsanın türdeşleri ile birlikte yaşadığı her ortamda sözlerin yetersiz kaldığı ya da öfkenin kontrolden çıktığı durumlar­da, savaşlarla, çıkar çatışmalarıyla, kin ve nefreti tetikleyen olaylarla karşımıza çıkar. Öfkenin kontrolüne yönelik yaptı­rımlar içeren sayısız kural ve kanunların ortaya çıkış nedenlerinden biri de muh­temelen şiddeti kontrol altına almak, en aza indirmek olmalıdır.

 

İnsanlık kadar eski olduğunu varsaydığı­mız bu durum ilk olarak ne zaman başla­dı? Tek tanrılı dinlerin kitaplarında yazdı­ğı gibi Kabil’in kardeşi Habil’i öldürdüğü zamandan beri mi, yoksa çok sonraları mı hayatımıza bir daha çıkmamak üzere dâhil oldu? Yazının henüz icat edilmediği zamanlarda, mesela ilk tarım ve çiftçiliği uygulayan, ilk defa yerleşik hayata geçen insanların yaşamlarında şiddetin yeri ne ölçüdeydi? Küçük boyutlu, az sayıda aile­nin bir arada yaşadığı ilk köylerde haya­tın tümüyle barış ve huzur içinde geçmiş olduğuna inanabilir miyiz?

 

Dr. Songül ALPASLAN ROODENBERG