Arama Sonuçları

Çin’de İşkenceyle Öldürülmüş Bireylere Ait 2 Bin Yıllık Mezar Bulundu

Oldukça benzer yaralanmalar sergileyen iki antik iskeletin keşfi ilgi çekici bir arkeolojik bulgudur. Günümüzden 2 bin yıl önce yaşamış olan ve birbiriyle ilgisi olmayan bu bireylerin her ikisinin de alt bacak kemiklerinin yaklaşık beşte biri eksikti ve kemik kaybının uzunluğu santimetreye kadar eşleşiyordu. Bu tuhaf tesadüf, bir olay yeri incelemesini andıran şaşırtıcı bir gizem sunduğundan araştırmacıların ilgisini çekmiştir.

Geçmişin Tuvalet Alışkanlıkları ve Latrinalar

Eski çağdaki tuvalet alışkanlıkları binlerce yıllık bir evrimin sonucu olarak günümüzdeki durumuna ulaşmış. Yapılan kazı ve araştırmalar en erken tuvaletlerin mimari bir tasarı olarak MÖ 3. binin başlarına kadar gittiğini gösteriyor. Yeni yapılan araştırmalar sonucunda da bu tarihi daha erkene çekmek mümkün.

Çağlar Boyunca Boncuk

Her kültürde var olan, bölgeden bölgeye, toplumdan topluma değişen zevk ve teknoloji ile çeşitlilik gösteren boncuklar, kimi zaman dinsel bir anlam taşırken, kimi zaman süslenme amacıyla kullanılmış, kimi zaman da zenginliği, gücü ve dolayısıyla da sosyal statüyü ve belli bir sosyal gruba aidiyeti göstermiştir.

Kaybolan Tanrı Telipinu

 “Tanrı Telipinu çok öfkelendi… O, (aceleyle) sağ ayakkabısını sol ayağına, sol ayakkabısını sağ ayağına giydi. (ve ülkesini terk etti, onun gidişiyle) pencereleri sis tuttu (doldurdu), evi duman tuttu (doldurdu), ocaktaki odunlar boğuldu, altardaki tanrılar boğuldu, ağıldaki koyunlar boğuldu, ahırdaki sığırlar boğuldu. Koyun kuzusunu reddetti, inek buzağısını reddetti, Telipinu çekip gitti, tohumların ve hayvanların doğurganlığını,  gelişmesini, bereketliliğini ve bolluğunu (da) bozkıra ve çayıra götürdü.” 

Askeri Tatbikat Faaliyetinde Amphora Yüklü 2 Bin Yıllık Gemi Batığı Keşfedildi

Šćedro Adası'nı (Hırvatistan) çevreleyen sularda, MÖ 3. yüzyıla tarihlenen ve antik amphoralardan oluşan bir yük taşıyan, tamamen korunmuş, daha önce keşfedilmemiş olağanüstü bir gemi enkazının keşfi yapıldı. Bu olağanüstü buluntu, o dönemdeki deniz ticareti ve taşımacılığına ışık tutmaktadır.

Moiralar; Kaderin Tanrıçaları

Dinlerin sert, bir o kadar da anlaşılmaz yanını temsil eden alın yazısı ya da kader, önceden belirlenmiş ve kesinlikle geri döndürülemez bir yasa içerir. Bu yasa o kadar serttir ki tanrıların bile bunu değiştirmeye ya da engel olmaya gücü yetmez. Çünkü tanrıların bile yaşam ipliği Kader tanrıçaları, Moiralar, tarafından çoktan bükülmüştür ve zamanı geldiğinde kesilecektir, tıpkı Kronos’u alt eden Zeus gibi. Yaşam payını veren anlamına gelen Kader (Arapça mukadderat: ölçü, pay vermek anlamında kullanılır) kelimesi antik Yunan mitolojisinde üç yaşlı kadın tarafından temsil edilirdi.

Arnavutluk'ta Kapalı Havuzlu Roma Villası Bulundu

Arnavutluk'un Dıraç kentinde yapılan bir kazıda, kapalı bir dalma havuzuna sahip bir Roma villasının kalıntıları ortaya çıkarıldı. Bu, Arnavutluk'ta keşfedilen türünün ilk örneği. Villa imparatorluk döneminde, yani MS 1. ve 4. yüzyıllar arasında inşa edilmiş ve modifiye edilmiştir. Sitedeki faaliyetin zirvesi MS 1.-2. yüzyılda gerçekleşmiş gibi görünmektedir.

Trakyalı Süvari

Küçük yaşlardan itibaren ata binmesini, at üstünde savaşmasını ve mızrak atmasını öğrenen Trak halkı için at ve at kültürü şüphesiz hayatlarında çok önemli bir yer kaplamaktaydı. Zira Traklar da at üzerindeki hünerleri ve savaşçılıklarıyla antik çağda her bölgede ün salmışlardı.

Trajan Sütunu'nun 1911. Yıldönümü

MS 113 yılında dikilen Trajan Sütunu, Roma’da Trajan Forumu’nda yer alır ve Roma İmparatoru Trajan'ın Dacia'daki iki askeri harekatını gösteren kabartmalarla süslenmiş bir hatıra anıtıdır. Bu tür anıtların ilkiydi ve aynı zamanda Roma ordusu hakkında paha biçilemez bir bilgi kaynağıdır. Bu sütun Roma'nın askeri zaferleri ve Roma liderlerini kutlamak için inşa edilen anıtsal mimariye olan sevgisinin kalıcı bir kanıtıdır.

İnsan-Neandertal Melezi Bir Çocuk İnsanlık Tarihini Nasıl Yeniden Yazdı?

Yaklaşık 24.500 yıl önce, 4 yaşında bir çocuğun bedeni aşı boyalı bir kefene sarıldı ve Portekiz'in merkezindeki Lapedo Vadisi'nde bir mezar çukuruna indirildi. Ancak bu olağanüstü çocuk, bugün yaşayan herhangi bir çocuğun aksine, modern insan ve Neandertal özelliklerinin eşsiz bir karışımını sergileyerek türümüzün tarihi hakkında bildiğimizi sandığımız her şeyi çürütüyordu.

Avusturya’da Sıra Dışı Bir Mezar Keşfedildi: Bir Atla Beraber Gömülmüş Anne ve Kız

Wels'te 20 yıl önce bir mezar keşfedildiğinde, alışılmadık özellikleri nedeniyle buluntunun evli bir çift ve bir attan oluşan erken ortaçağa ait bir çifte mezar olduğu düşünülmüştü. Ancak şimdi en modern arkeolojik teknolojiler kullanılarak gömülenlerin biyolojik cinsiyetleri ve aile ilişkileri netleştirilebildi.

İmparator Augustus’un Kayıp Villası Bulundu

Tokyo Üniversitesi'nden arkeologlar, İtalya'nın güneyindeki Napoli bölgesinde yer alan Somma Vesuviana yakınlarında inşa edilen ve 1. yüzyıldan kalma büyük bir mülk olan Augustus Villası'nın kalıntılarını kazdı. Burası, ilk Roma imparatoru efsanevi Gaius Octavius Julius Caesar Augustus’un MS 14 yılında öldüğü söylenen yerdir.

Köpeğini Gezdiren Çocuk Roma Dönemine Ait Altın Bilezik Buldu

11 yaşındaki bir çocuk, İngiltere'nin Batı Sussex bölgesindeki Pagham yakınlarındaki bir tarlada nadir bulunan altın bir Roma bileziği keşfetti. Romalı askerlere kahramanlıklarından dolayı verilen armilla tipi süslü bir bilezik olan ve MS.1. yüzyıla tarihlenen bilezik, 300 yıldan daha eski bir altın obje olarak, bir adli tıp soruşturmasında resmi olarak hazine ilan edildi.

Kibyra Yuvarlak Planlı Çeşme Yapısı (Tholos Nymphaion)

Burdur’un Gölhisar ilçesindeki Kibyra antik kentinde bilimsel kazı çalışmaları 2006 yılında başlatılmış ve halen T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün izin ve destekleriyle, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi adına Prof. Dr. Şükrü Özüdoğru başkanlığındaki bir ekip tarafından sürdürülmektedir.

Taş Tepeler – Yeni Bir Hikaye

Taş Tepeler, insanlık tarihindeki büyük dönüşümü ifade eden yerleşik yaşamın başladığı Güneybatı Asya’da, anıtsal mimarisi, görkemli sanatı ve sembolik betimlemeleriyle ayrıcalıklı yeri olan bir bölgeyi yansıtır. Burası Doğu Torosların, Mezopotamya düzlüklerine alçalan eteklerinde, Şanlıurfa’da Harran Ovası’nın etrafını çevreleyen geniş platodur. Milyonlarca yıl süren konar-göçer yaşamdan yerleşik hayata geçen ilk topluluklara ev sahipliği yapan bu coğrafya bir uçtan diğerine 200 kilometrelik bir alana yayılmaktadır.

Anadoluvius Turkae’nin Bulunduğu Çorakyerler Fosil Lokalitesi

Çankırı ili merkezinde yer alan ve dünyada eşine az rastlanır bir zenginlikte olan Çorakyerler fosil lokalitesi aslında 1960’lı yıllarda Maden Tetkik Araştırma Enstitüsü ile Alman Linyit Araştırma Grubunun ortak projesi çerçevesindeki araştırmalar sırasında keşfedilmiş bir alandı.

Zeytinburnu İskeletleri ve Bulunan Lahit

2008’DEN BU YANA İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü ile birlikte çalışıyorum. 2008-2011 yılları arasında özellikle Yenikapı’da Prehistorik Dönem iskeletleri bulunduğunda kaldırılmasına destek olmak için araziye gitmiştim. O zamanlar, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Prehistorya Bilim Dalı ve Bordeaux 1 Üniversitesi Biyolojik Antropoloji Bölümünde doktora çalışmamı yürütüyordum.

İstanbul’umuza Bir Müze Daha Kazandırdığımız İçin Heyecanlıyız

Kazlıçeşme, ismini surların önündeki fetih ordusunun suya ihtiyacı olan askerlerine adeta suyun kaynağını işaret eden kaz sürüsünden almış. Sur dışı olarak burası, fetih sonrasında önce deri işleme, sonra sanayi bölgesi kimliğiyle gelişmiş. İçinde Kazlıçeşme Sanat binasının da bulunduğu alan, 19. yüzyıl ortasında askeri fabrika işçileri için hastane olarak hizmet vermeye başlamış.

Zeytinburnu Mozaikleri ve Buluntuların Önemi

İstanbul için, Türkiye için mozaik sanatı oldukça ilginç bir konu. Dünyanın bu tür en eski mozaik uygulamalarının bazı örnekleri de Türkiye’de, Gordion Yassıhöyük’te karşımıza çıkıyor. Zeminde küçük farklı taşları yan yana dizerek birtakım desenler oluşturmak, çok eski çağlardan beri sevilen bir uygulama. Bizim coğrafyamızda da bunun ilginç örneklerini görebiliyoruz.

Trisagion İkonu, Campus Maritus ve Zeytinburnu’na Dair Küçük Bir Not

Konstantin ile birlikte yeni başkent İstanbul’un inşa sürecinde, Roma topografyası ve mimarisinin taklit edildiği bildik bir konudur. Bu adaptasyon sürecinde sur içindeki düzenlemelerin sur dışındaki alanlarda da yapıldığı, bu bağlamda Yedikule Altın Kapı’dan itibaren Kazlı Çeşme Zeytinburnu ve Bakırköy hattının hem mimari hem de fonksiyon olarak yeniden kurgulanmış olduğu anlaşılmaktadır.

Zeytinburnu Mozaikleri

Zeytinburnu mozaiklerine, yönelik kazı çalışmaları 2017 yılında başlayarak 2021 yılında tamamlandı. Mevcutta Kazlıçeşme Sanat Galerisi olarak kullanılan binanın güçlendirme çalışmaları sırasında mozaiğin bir kısmının keşfedilmesi sonrasında konu hemen Bölge Koruma Kuruluna ve Arkeoloji Müze Müdürlüğümüze intikal etmiştir.

Bir Keşfin Hikayesi

Anadolu toprakları 2023 yılında da birbirinden değerli arkeolojik keşiflerle şenlendi. Dünyanın başka hiçbir coğrafyasında bulunmayan arkeolojik zenginliğe sahip olan ülkemiz, gerçekleştirilen kazılar ve araştırmalarla her geçen yıl daha da önemli bir konuma ulaşmaktadır. Bu yıl, yasa dışı yollarla yurt dışına kaçırılan pek çok kültür varlığımız,  T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’mızın yürütmüş olduğu çalışmalarla ait olduğu topraklara getirildi.

Homo Sapiens'in Afrika Dışındaki İlk Vatanı Bulundu

İnsanlık tarihinin en büyük anlarından biri, 60 bin ila 70 bin yıl önce Homo sapiens'in bir kısmının Afrika'yı terk etmesiyle gerçekleşti. Bu çağın büyük önemine rağmen, insanların 70 bin ila 45 bin yıl önce daha geniş bir dünyaya ilk ayak bastıkları zaman nerede oldukları hakkında şaşırtıcı derecede az şey biliyoruz.

130 Bin Yıllık Dünyanın En Eski Hayvan Heykeli Keşfedilmiş Olabilir

İlk bakışta, bu sadece garip bir şekilde simetrik bir kaya gibi görünebilir. Ancak araştırmacılar yakın zamanda bu nesneyi daha derinlemesine incelediler ve bunun tarih öncesi döneme ait bir vatoz heykeli olabileceğini düşündüler. Eğer bu doğruysa, bu kalıntı başka bir hayvana ait bilinen en eski sanat eseri olacaktır.

Tanrı Apollon’a Ait 1800 Yıllık Heykel Başı Keşfedildi

Yunanistan'ın Philippi kentinde MS 2. ya da 3. yüzyılın başlarına ait bir Apollon başı gün ışığına çıkarıldı. Heykel, 2023 kazı sezonunda, 2022'de genç Herakles’in büyük heykelinin bulunduğu Decumanus (şehrin ana güney aksı) ile Egnatia'nın (kuzey aksı) kesiştiği noktada bulundu. Arkeologlar her iki heykelin de aynı anıtsal, zengin bezemeli yapının parçası olduğuna inanıyor.

Devasa Bir Etrüsk Mezarı Keşfedildi

Büyüleyici bir antik uygarlık olan Etrüskler, MÖ 8. ve 3. yüzyıllar arasında bugün İtalya'da Toskana, batı Umbria ve kuzey Lazio olarak bildiğimiz bölgede yaşamışlardır. Tarihçilerin bu ilgi çekici kültür hakkında sahip oldukları sınırlı bilgiye rağmen, Latin edebiyatı onların varlığına dair bazı referanslar sunmaktadır. Ancak Etrüskler hakkındaki temel bilgilerimiz mezarlarındaki arkeolojik keşiflerden gelmektedir.

İkiz Bebekler Kabartmalı Tek Antik Yunan Mezar Steli

Atina Ulusal Arkeoloji Müzesi, antik Yunanistan'dan günümüze ulaşan tek kucakta ikiz bebek oyması olan bir mezar steli parçasını gün ışığına çıkardı. Bir çift kadın elinin kucakladığı mermer bebekler MÖ 4. yüzyıla tarihleniyor ve muhtemelen doğum sırasında ölen bir kadının mezar işaretinin bir parçasıydı.

Antik Dönemde Eğitim

Doğadaki tüm canlılar gibi insanlarda pek çok konuda içgüdüsel olarak hareket etmektedir. Bunun haricinde bazı özel bilgiler ise nesiller boyu aktarılmakta ve devamı sağlanmaktadır. Bilgi ve deneyimin aktarımı konusundaki en becerikli canlı şüphesiz insandır.

Antik Dönemde Müzik Sanatı ve Eğitimi

Müzik, insanoğlunun varlığı ile birlikte var olduğu düşünülen insan hayatının en vazgeçilmez unsurlarından biridir. İlk insanlar yerleşik bir düzene sahip olamamaları sebebi ile avcı toplayıcı özellikleri ile ön plana çıkmıştır. Doğadaki seslerin taklit edilmesi ile başlayan sesli iletişimin daha sonra ilerleme sağlayarak, insan sesinden ilkel çalgılara doğru bir gelişimi desteklediğini söyleyebiliriz.

Antik Roma’da Eğitim

Roma, MÖ 753’te Romulus ve Remus adlı ikiz kardeşlerin kurduğu küçük bir kentten, bir imparatorluğa dönüşmüştür. Bu dönüşümün yalnızca coğrafi olarak değil toplumsal, ekonomik, kültürel, dini alanlarda da yaşanmış olduğu muhakkaktır. Bu bağlamda Roma’nın eğitim alanında geçirdiği önemli değişimlere yakından bakmak neredeyse tüm alanlarda yaşanan değişimin girift bir bütünlük arz ettiğinin fark edilmesini sağlayacaktır.

Antik Yunan Okul Öncesi Eğitiminde Kadının Yeri

Arkaik Dönem öncesini aydınlatan Homeros destanları, Yunan kadın modelini çizmekte, kadınların ev yönetiminden ve çocukların eğitimden sorumlu olduğunu göstermektedir. Kourotrophos denilen çocuk yetiştiriciliği, anneler başta olmak üzere oikos içinde çalışan bakıcı ve sütannelerin (τροφοί) sorumluluğunda olmuştur.

İskenderiye Mekanik Okulu

İnsanın doğayla ilk karşılaşmasının, onun en mutlu anı olmadığını söylemek için elimizde yeterince veri bulunmaktadır. Belki deneyim sonucu olarak değil ama imgelem gücümüzle dünyamızın her zaman bu denli dingin bir doğallığa sahip olmadığını öngörebiliriz. Bu yüzden insanın yeryüzünde belirdiği ilk andan itibaren karşılaştığı olağanüstü belirsizliklerin içerisinde hayatta kalmayı başarmasının büyük zorluğunu hayal edebiliriz.

Milet Okulu

Her geçen gün, gün yüzüne çıkan, yeni bir boyutuyla her defasında yeniden keşfedilen insanlık tarihi, bize aynı zamanda etkileşimin ve iletişimin kadim doğası hakkında da yeni veriler sağlıyor. Tarihin bize uzak olan noktalarından, asılar öncesinden hatta karanlık dönemlerden elimize ulaşan verilerle yine yeniden insanlık tarihine bakma ve ortak mazimizi anlama imkanı yakalıyoruz.

Antik Çağların Eğitimi Bugüne Ne Söyler?

Beşer doğmaktan insan olmaklığa geçişin gizemli bir serüveni vardır. Somut dünyadan, soyut aleme geçişin hikâyesi henüz hiçbir pedagog ya da psikolog tarafından tam anlamıyla açıklanmış değildir. İnsanın bir insan olarak yaşayabilmesi için diğer canlılardan farklı bir yetişme ve büyüme sürecine ihtiyacı vardır. Bu sürecin en temel niteliği, hayatın devamı için bir dizi bilgi ve davranış edinme zorunluluğudur.

44. Uluslararası Kazı, Araştırma ve Arkeometri Sempozyumu Nevşehir’de Gerçekleştirilecek

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Kazılar ve Araştırmalar Dairesi Başkanlığı, yaptığı açıklamada, 44. Uluslararası Kazı, Araştırma ve Arkeometri Sempozyumu’nun, 27-31 Mayıs 2024 tarihleri arasında, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi'nde gerçekleştirileceğini duyurdu.

Panama’da Altınlarla Süslenmiş Bir Mezar Bulundu

Panama'daki El Caño Arkeolojik Alanı'nda, İspanyol öncesi Coclé kültürüne ait, altın ve seramiklerle zengin bir şekilde döşenmiş yüksek statülü bir adamın mezarı ortaya çıkarıldı. Mezar MS 750-800 yıllarına tarihleniyor ve adak olarak gömülmüş seramik eserlerle dolu.

Kadın Eğitiminde Güzel Sanatlar ve Heykeltıraşlık

Osmanlı İmparatorluğunda kadının sanat eğitimi serüveninden önce kadın eğitimini hazırlayan koşullar büyük oranda Jön Türk Devrimi’nin ardından, kadınların kamusal alanda sosyal ve siyasal hak talep etmeleriyle başlar. Osmanlı kadınlarının hak elde etmelerine yönelik talepleri, 20. Yüzyıl başında dünyanın çeşitli ülkelerinde de hız kazanmaya başlayan kadın hareketleri ile paralellik gösterir.

Hellenistik Dönemin Şair Kadınları

Toplun içinde belirli bir yeri olan ve genelde evde eğitim almak zorunda kalan antik çağın kadınları, Hellenistik Dönem itibari ile özellikle sanatta kendilerini göstermeye başlamışlardır. Beşerî bilimlerde yüksek seviyede eğitim alabilmeyi başarmış soylu kız çocukları yetişkin olduklarında almış oldukları bu eğitimi hayatlarına ve mesleklerine yansıtmışlardır.

Antik Çağlarda Kadın, Doğum ve Hurma İlişkisi

Binyıllardır süre giden kadın ve hurma ilişkisinden yalnızca bir kesit sunmayı hedefleyen bu çalışmanın çıkış noktasını; arkeolojik belleğimize kazınmış bir görsel ile bir mitosun sunduğu detaylar oluşturur. Bununla birlikte görece geri planda kalmış olan bu detaylar bizlere kendi hikayelerinin çok ötesinde derin bir kültürel ve bilimsel ilişkinin de kapılarını aralar.

Anadolu’da Neolitik Çağ Kadın Figürinleri ve Anlamları

“Yalnızca kendi varlıklarını sergileyen nesnelerin tersine, bir yontu ya da bir resim her zaman yalnızca kendi varlığını değil, başka bir şeyi de sergiler” demiştir Alberto Giacometti. İnsan, ortaya koyduğu herhangi bir eserde salt gözlemlediği bir formu meydana getirmiş olmamalıdır. Ona yüklediği anlamlar bütününü taş, kil, ahşap, maden, kemik gibi hammaddelere aktarmış ve formu dışında objelere dönüştürmüştür.

Kadının Şişmanlığının Tarihsel Evrimi

Yıl 1984. Üniversite sınavlarında Tiyatro ya da Tarih Bölümünü isterken hasbelkader Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümünü kazandım. Hititoloji dersi ilk etapta gözümü korkutmuş, bu bölümden sittinsene mezun olamayacağımı düşünmüştüm. Sabahın köründe, perdeleri kapatılan sınıflarda slayt gösterileri ise öğrencileri uykuya geçirecek tarzdaydı. Eskiçağ insanının eserleri pek fazla ilgimi çekecek türden değildi.

Çağlar Boyu Kadın

Paleolitik Dönemde bereketin simgesi olarak görülen kadınlar, kısacık hayatları boyunca sürekli bir yaşam mücadelesi vermenin yanında art arda gebe kalıp neslin devamını da sağlamıştır. En erken sanat örneklerinden biri olan ve bilim insanlarınca “Venüs” olarak adlandırılan kadın heykelcikleri, kadının bereket ile ilişkilendirilmesinin birer sembolüdür. Büyük göğüslere ve kalçaya sahip olan bu heykelciklerin doğurganlığı ve üretkenliği temsil ettiği düşünülmektedir.

Antik Yunanistan’da Akıl ve Akıl Hastalıkları Modelleri: Platonik Model

Bu makale, Klasik Yunan Antik Çağında zihin ve akıl hastalıkları hakkındaki fikirlerin tarihine ilişkin kapsamlı bir çalışmanın bir parçasıdır. Önceki makalelerde Homerik destanlar, İlyada ve Odysseia’da yer alan zihinsel işlev, zihinsel rahatsızlık ve tedavi kavramları ele alınmıştı. Devam eden diğer çalışmalar tıbbi fizyolojik bakış açıları ve bu alandaki felsefi kavramların sosyal psikolojik bağlamı ile ilgilidir.

Eski Yunan Mitoslarında İntiharlarıyla Konu Olan Kadın Kahramanlar

Antik çağdan günümüze ulaşan tarihî, edebî ve felsefî metinler, Eski Yunanlı’nın intihara bakışına dair önemli veriler sunar. Buna göre Eski Yunanlılar, intiharı, bireyi, kendini öldürmeye iten sebepler ve şartlar göz önünde bulundurarak, onurlu ya da alçakça bir davranış olarak nitelendirirdi.

Hitit Arşivlerinde Akıl Hastalıklarına Dair Bazı Gözlemler

Akıl ve ruh sağlığının yerinde olması tam anlamıyla sağlıklı olabilmenin en temel unsurlarındandır. Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımına göre ruh sağlığı “bireyin kendi yeteneklerinin farkına vardığı, yaşamın normal gerginlikleriyle başa çıkabildiği, üretken, verimli bir şekilde çalışabildiği ve içinde yaşadığı topluma katkıda bulunabildiği bir iyilik hali”dir.

Eski Mezopotamya’da Ruhsal Hastalıklar ve Tedavi Yöntemleri

Eski Mezopotamya’dan günümüze kalan tıbbi metinlerle, Maqlȗ ve Šurpu gibi büyü metinleri, tıbbın gelişmişlik düzeyiyle bağlantılı olarak, ruhsal hastalıklar konusunda, o dönemlerde akla uygun açıklamaların yapılamadığını ve yaşanılan rahatsızlıkların nedeninin tanrı, iblis, ruh ve büyü gibi doğaüstü güçlerle ilişkilendirilerek açıklandığını göstermektedir.

Roma Şarabının Tadı Nasıldı? Görünüşe Göre Biraz Baharatlı

Günümüz insanlarının bir ya da iki kadeh şaraptan hoşlandığını düşünüyorsanız, Romalıları duyana kadar bekleyin. Şarap içmeyi çok sevdikleri, hatta şarap yapımını izlemenin bir eğlence biçimi olarak görüldüğü biliniyor. Peki Roma şarabının tadı, kokusu ve görünüşü gerçekte nasıldı? Romalıların şarap yapımında kullandıkları kil kapları analiz eden yeni bir çalışma bu sorunun cevabını ortaya çıkarmış olabilir.

Macaristan’da Zırhı, Silahları ve Atı İle Gömülmüş Avar Savaşçısı Bulundu

Déri Müzesi'nden arkeologlar, Macaristan'ın kuzeydoğusunda, Ebes yakınlarındaki bir Erken Avar mezarında eksiksiz bir lamel zırh seti ortaya çıkardılar. Bu eser 7. yüzyılın ilk yarısına tarihlenmektedir ve şimdiye kadar büyük ölçüde sağlam ve orijinal konumunda keşfedilen ikinci Panoniyen Avar lamel zırhıdır. İlki 2017 yılında Ebes'in sadece 16 kilometre güneyindeki Derecske'de bulunmuştu.

Fas Sahilinde 90 Bin Yıllık İnsan Ayak İzleri Keşfedildi

Arkeologlar Fas kıyılarında, Kuzey Afrika ve Güney Akdeniz'de şimdiye kadar keşfedilen en eski insan ayak izlerini ortaya çıkardı. Yaklaşık 90 bin yıl öncesine tarihlenen bu ayak izleri aynı zamanda "dünya çapında Homo sapiens'e atfedilen en eski ayak izleri arasında yer alıyor."

Gizemi Çözülemeyen Kentauros Heykeli

Danimarka'nın Kopenhag kentindeki Ulusal Müze'de, bir zamanlar Atina'daki Akropolis'te bulunan antik Yunan Parthenon tapınağının bir parçası olan mermer bir baş bulunmaktadır. Bu kafa aslında bir Kentauros figürüne aitti ve Yunan mitolojisindeki Lapith'lerin Kentauroslar’a (yarı at, yarı insan olan efsanevi yaratıklar) karşı savaşını tasvir eden bir sahnenin parçasıydı.

Süslü Adaklarla Dolup Taşan 2700 Yıllık Tapınak Keşfedildi

Yunanistan'ın Euboea adasındaki Artemis Amarynthos kutsal alanındaki bir tapınakta kazı yapan İsviçreli ve Yunan arkeologların dört yıllık ortak çalışması, MÖ 7. yüzyıla tarihlenen güzel bir Artemis tapınağını ortaya çıkardı. Tapınağın boyutu ilk beklentileri aşarak etkileyici bir şekilde 34 metre uzunluğunda olup, aynı döneme ait diğer anıtlarda da rastlanan "mükemmel" bir ölçüdür.

Roma İmparatorluk Kültünün Şimdiye Kadarki En Büyük Kanıtı Bulundu

Saint Louis Üniversitesi'nde tarih profesörü olan Douglas Boin, Amerika Arkeoloji Enstitüsü'nün yıllık toplantısında önemli bir duyuruda bulunarak, ekibiyle birlikte Roma İmparatorluğu'nda pagan tanrılardan Hıristiyanlığa doğru yaşanan toplumsal değişime dair önemli bilgiler sunan antik bir Roma tapınağı keşfettiklerini açıkladı.

Endülüs’te "Julius Caesar" Yazılı Sapan Taşı Bulundu

İspanya'nın Endülüs bölgesinde yer alan Montilla kırsalında üzerinde Julius Caesar'ın adının yazılı olduğu kurşun bir sapan taşı keşfedildi.