A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Undefined variable: ub

Filename: core/fonksiyon_helper.php

Line Number: 464

Backtrace:

File: /home/aktuelarkeolojic/public_html/application/helpers/core/fonksiyon_helper.php
Line: 464
Function: _error_handler

File: /home/aktuelarkeolojic/public_html/application/controllers/Web.php
Line: 11
Function: findBrowser

File: /home/aktuelarkeolojic/public_html/index.php
Line: 315
Function: require_once

Aktüel » Aktüel Arkeoloji

Arama Sonuçları

USTALARA SAYGI

".... Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir, yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır."                                                                                                                                                MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Osman Hamdi Bey, Remzi Oğuz Arık, Ord. Prof. Dr. Arif Müfit Mansel, Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal, Ord. Prof. Dr. Sedat Alp, Prof. Dr. Tahsin Özgüç, Prof. Dr. Jale İnan, Ümit Serdaroğlu ve adını sayamadığımız daha nice ustalar arkeolojiye gönül verdiler. Hayatını arkeolojiye adamış, bizim en büyük önderlerimiz, yol göstericilerimiz olan, kaybettiğimiz ustalarımızı saygıyla anıp; hala eğilip elini öpebileceğimiz, önünde saygıyla eğilebileceğimiz hocalarımızı hatırlatmak amacıyla bu sayfaları onlara ayırdık. Her şeyden önce “Ustalara Saygı” diyoruz.

Sunay Akın ile Oyuncaklar ve Arkeoloji Üzerine

Sunay Akın’ın arkeolojiye olan ilgisinin sadece bu dizelerden oluştuğunu sanıyorsanız, ne yazık ki büyük ustayı tam anlamıyla tanımamışsınız demektir. Eğer tanrı Apollon’un aşkı Defne ile Amerikalı astronotlar arasındaki bağlantıyı biliyorsanız, evet siz iyi bir Sunay Akın takipçisisiniz.

Sabine Ladstätter ile Efes Üzerine

Sabine Ladstätter 2009 yılından bu yana Avusturya Arkeoloji Enstitüsü başkanlığını, 2010’dan bu yana ise Efes Kazıları başkanlığı ve Efes Vakfı Yönetim Kurulu üyeliğini yürütüyor. Graz ve Viyana’da arkeoloji eğitimi alan Ladstätter'ın uzmanlık alanı seramik. İlk olarak 1996 yılında katıldığı Efes kazısında, Yamaç Ev 2’deki kazı çalışmalarını yöneten ve aynı zamanda seramik analizlerini yapan Ladstätter, kendi deyimiyle "daha en başından beri aşık olduğu" Efes’te 1996 yılından beri çalışıyor. Ancak araştırma alanı yalnızca Efes’le sınırlı değil. Daha önce pek çok Avusturya kazısında ve Mısır’daki kazı çalışmalarında da yer almış.

Anadolu'da İnsan Görüntüleri

Aygaz’ın desteği, Bahattin Öztuncay’ın koordinatörlüğünde, Prof. Dr. Önder Bilgi tarafından uzun soluklu ve titiz bir çalışma sonucu kaleme alınan “Klasik Çağ Öncesi: Anadolu’da İnsan Görüntüleri”, Anadolu topraklarının heykeltraşlık ve resim sanatı zenginliğini sergileyen farklı uygarlıklara ait insan görüntülerini bir araya topladı. Anadolu’nun tarih ve kültürüne ışık tutan belgelerin tanıtılmasına yıllardır destek veren Aygaz bünyesinde yayınlanan ve Klasik Çağ öncesi insan görüntülerinin çeşitliliğini gözler önüne seren bu değerli kitabın çıkış noktası ne idi?

Bu konuda kitabın yazarı Önder Bilgi ile hoş bir sohbet gerçekleştirdik. Ancak öncesinde bu önemli bilim adamını size tanıtmadan geçemeyeceğiz.  

USTALARA SAYGI

MÜKERREM USMAN ANABOLU 

Ben 1924’te, Cumhuriyet’ten bir sene sonra, İstanbul Boğazı’nda Kanlıca’ da doğdum. Ailemin arzusu üzerine ecnebi mektebine gitmedim. Türk mekteplerinde okudum. Buna rağmen Fransızca ve İngilizce’yi devlet lisan sınavını kazanacak kadar iyi öğrendim. Bu pek normal bir şey değil biraz normalin üstü bir şeydi. Liseyi bitirdikten sonra Üniversite’ye gideceğim zaman büyük bir karanlık içerisindeydim. Çünkü karar verecek kadar iyi tanımıyordum üniversite muhitini.

NEOGENE

Anadolu Topraklarında Neolitik Yaşam Tarzı ve Yayılımının İzlerini Araştıracak Proje Avrupa’nın En Prestijli Destek Programı “ERC Consolidator Grant 2017” Desteğini Kazandı

Dicle Üzerinde Nehir Taşımacılığı ve Hasankeyf

Fırat ve Dicle nehirlerinin suladığı geniş coğrafyadaki verimli Mezopotamya ovaları yaşamaya elverişli bir bölge olması nedeniyle binlerce yıldır insanoğlunun yerleştiği, yaşadığı alanlar haline gelmiştir. Bölgedeki farklı dönemlere tarihlenen binlerce höyük bu durumun kanıtıdır.

Hasankeyf Yok Olmasın

UNESCO'nun on Dünya Mirası kriterinin dokuzunu birden sağlayan yeryüzündeki tek yerin, Hasankeyf ve Dicle Vadisi'nin varlık yokluk savaşı sürüyor. Köklerimize duyduğumuz sadakat ve vicdanımız, bizi Ilısu Barajı'nın sessiz bir şahidi olmanın ötesine geçerek Hasankeyf ve Dicle'nin yaşaması için çalışmaya zorluyor.

Yerleşik Bir Köyde Avcı Toplayıcı Yaşam

Hasankeyf Höyük’te tarım izine rastlanmaması, bize bu erken sosyal gelişme sürecinin iki önemli yönü ile ilgili bilgi veriyor. Birincisi, MÖ 10. binyılda Mezolitik’ten Neolitik’e geçişteki sosyal gelişme süreci, bölgeden bölgeye değişiklik göstererek çoklu yörüngede ilerledi. İkincisi, Yukarı Dicle Vadisi’nde yaşayan avcı toplayıcılar, yerleşik bir köyde, bitki ve hayvanların evcilleştirilmesine bağlı olmaksızın oldukça karmaşık toplumlar geliştirmeyi başardılar.

Hasankeyf’in Geçmişi ve Geleceği Üzerine Yerel bir Bakış Açısı

Hasankeyflilerin Gözünden Hasankeyf’i Anlamak

Arkeolojik kalıntıları ve mimari eserleri son derece ciddi bir yıkımla karşı karşıya olmakla ve çok acil olarak doğru bir koruma planına ihtiyaç duymakla birlikte, Hasankeyf görkemli ve büyülü bir kent olarak varlığını sürdürmektedir.

Hasankeyf'in Somut Olmayan Kültürel Mirası

İnsanlar ince bir zekayı yansıtan, bir yerin farklılığını ve zenginliğini ortaya koyan detayları takdir ederler. Kaybetmek üzere oldukları yerleri daha da fazla… Ancak, bu zenginliğin bir parçası olan kültürel tabiatın daha az görünür unsurlarını korumaya yönelik yerel yaklaşımları da kapsayacak resmi bir mekanizma henüz tam anlamıyla oluşturulamamıştır.

Gertrude Bell ve Abert Gabriel'in Fotoğraflarında Hasankeyf

Dicle nehrinin kıyısında kurulmuş olan Hasankeyf, güzelliğiyle insanları kendine hayran bırakmış, fotoğrafın icadından sonra bölgeye gelen gezgin ve seyyahlara konu olmuştur. Tarihi ve doğal güzellikleriyle önemli bir cazibe merkezi olan Hasankeyf, kayalık tepe ve kanyonları, mağaraları, kale, köprü, türbe ve camileri ile fotoğraflarda görülebilir.

Hasankeyf

Batman iline bağlı küçük bir ilçe merkezi olarak bilinen, Ortaçağ’ın önemli yerleşimlerinden Hasankeyf, il merkezinin yaklaşık 32 km güneydoğusunda, Mardin-Midyat eşiğinin doğu kesimine tekabül eden tarihi bölge Tûr Abdin’in kuzey yamacında, Dicle Nehri’nin, İran ve Kafkaslar’dan gelip Mardin-Midyat eşiği üzerinden Suriye ve Irak’ı birbirine bağlayan tarihi yolun geçişe en uygun yerinde hakim bir mevkide kurulmuştur.

Urfa'nın Kaçırılan Mozaikleri : EDESSA

Bugünkü Şanlıurfa’nın Hellenistik Dönem’de Seleukos yönetimi sırasında aldığı ve uzun süre kullandığı isim olan Edessa, Geç Roma döneminde bağımsız bir krallıktır. Edessa’da Krallık Dönemi hanedanlığı, şehrin kendi özgünlüğü içinde bir yaşayış tarzının önünü açar. Bu yöresellik sanatta da kendini gösterir. Özellikle mozaik sanatı da bu çerçevede Edessa’da farklı bir şekilde, özgün bir anlayışla ortaya konur. Edessa mozaikleri dönemin teknik özellikleriyle birlikte şehrin mozaik ustaları tarafından yerel bir dille yorumlanmıştır. Edessa şehrine özgü, Estrangelo Süryanice denen Aramice’nin farklı bir diyalekti ile yazılmış yazıt örneklerinin de yer aldığı mozaikler, yerel kültür öğelerinin ve aile ilişkilerinin anlatıldığı eserler olarak bir başka benzerleri yoktur.

EPHESUS

Bütünüyle benzersiz bir kent

Eski efsanelere göre; Efes (Ephesus), Amazon adı ile bilinen kadın savaşçılar tarafından kurulmuştur. İsminin, Ana Tanrıça kenti anlamına gelen Arzawa krallığındaki bir kentten, Apasas’dan geldiği düşünülür.

SAGALASSOS

“Sagalassosluların en onurlu kenti, Romalıların dostu ve müttefiki olan ilk Pisidia kenti”

Antalya ilinin 109 km kuzeyi, Ağlasun’un (Burdur bölgesi) 7 km kuzeyinde yer alan Pisidia kenti Sagalassos, batı Torosların batı kolunda, Ağlasun Dağları’nın güneye bakan dik yamacına (1.400- 1750 metre arası) iskân edilmiştir.

Pergamon’da Kent ve Çevresi

 Anadolu ve Ege’nin Kesişme Noktasında 4 Bin Yıllık Bir İlişki

“…ülkenin neredeyse tek başına bir ıssız zirvesi gibi her yerden fevkalâde görülebilir.”

Büyükelçi Gürcan Türkoğlu ile Kültürel Miras

UNESCO nezdinde Türkiye Daimi Temsilcisi Büyükelçi GÜRCAN TÜRKOĞLU ile Türkiye'nin Kültürel Mirası üzerine.

 

Hititlerde Dış Politika ve Savaş Diplomasi

Eskiçağda devletlerin varlıklarını sürdürebilmesinin temel dayanak noktaları arasında diplomatik ilişkiler, devletlerarası antlaşmalar, güçlü bir ekonomi, adil bir hukuk sistemi ve güçlü bir ordu yer almaktaydı.

Yeni Dünya Mirası Adaylarımızda Değişim ve Arkeolojik Sitler

19 Nisan 2012 itibari ile Türkiye’nin UNESCO Dünya Miras Geçici Listesindeki varlık sayısı 38 olurken, adaylar içinde antik yerleşimler ön plana çıkıyor.

Beş Yeni Kültürel Miras Alanı

Türkiye’den Beş Yeni Kültürel Miras Alanı UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde. UNESCO 2020 yılı Nisan ayında yaptığı açıklamayla Türkiye’den beş yeni kültürel miras alanını Dünya Geçici Miras Listesi’ne aldığını duyurdu.

Hitit Devlet Yönetimi ve iç Siyaseti

Anadolu’nun fiziksel coğrafyasına baktığımızda, kuzeyinde Karadeniz’e, güneyinde Akdeniz’e paralel uzanan sıradağları görmekteyiz. Böylece Anadolu’nun iç kesimi kuzey ve güneyden, yani Karadeniz ve Akdeniz kıyı şeritlerinden bir şekilde ayrılmış ve bu yönlerden ulaşılması zor bir bölge haline gelmiştir.

Hitit Arşivleri ve Literatürü

Bir toplumun kimliğini anlayabilmenin en iyi yolu, o toplumun yazılı belgelerini incelemektir. MÖ 2. binyılda Anadolu’da büyük bir devlet kuran Hititlerin kendi dillerini yazıya aktarmaları ve arşivlemeleri sayesinde bugün haklarında pek çok bilgiye sahip olabilmekteyiz. Hititler, var oldukları süre boyunca yazıyı en iyi şekilde kullanmaya özen göstermiştir.

Hititlerde Sosyal Hayat

Hitit arşivlerinin bir devlet arşivi olması nedeniyle, gerek kral ailesinin, gerek halkın gündelik ve sosyal hayatına dair bildiklerimiz oldukça kısıtlıdır. Kanun metinleri, bazı majik ritüeller ve mitolojik öyküler gibi metin grupları incelenerek, sıradan insanın hayatı hakkında izler bulmak mümkündür. Hitit insanının dünyaya geldiği andan itibaren başlayan hayat yolculuğuna dair bildiklerimiz şöyledir...

74. Sayı - Hititler ve Hattuşa

Son günlerde temizlik gündelik yaşamımızın en önemli eylemsellerinden biri haline geldi. Gün içinde sayısız kez uzun uzun el yıkamak seküler bir temizlik ritüeli gibi görünse de aslında binlerce yıllık bir arınma ve hastalıktan korunma ritüelinin de bir parçası.

Sahaya Çağrı: Yaratıcı bir Pratik olarak Arkeolojik Saha Çalışması

Kovid-19 pandemisi dolayısı ile evlere, apartman dairelerine, yurtlara, iç mekanlara hapsolan çoğumuz sokakların, kırların ya da sadece basitçe dışarıda olmanın ferahlığını ve özgürlüğünü, insan insana sohbetin keyfini özlüyoruz. Ayaklarımız karıncalanıyor, göğsümüz daralıyor.

“Batı Uygarlığı Bir Hellen Mucizesidir” Dogmasını Sorgularken

İLK “BİZ”DEN BAŞLAMALI

“Yurt içindeki kazılar ve ortaya çıkarılan eserler bütün ilim dünyasına kültürel vazifesini ifaya başlamıştır. Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat insanı şaşırtacak bir mahiyet alır”.

Sovyet Arkeolojisinin Mirası Üzerine Denemeler 1

 Sovyet Arkeolojisin İkili Mirası

90’ların ortalarında genç bir arkeoloji öğrencisiyken en çok ilgimi çeken konulardan biri artık tarihe mal olmuş Sovyetler Birliği’nde arkeolojik çalışmaların eksileri ve artılarıyla dünya arkeolojisine katkılarıydı. Ne yazık ki hocalarımız bu konu açıldığı zaman standart ve kestirme bazı cümlelerle meseleyi geçiştirirlerdi.

Hitit Arkeolojisi

20. yüzyılın başlarında, Alman arkeologlar ile Osman Hamdi Bey arasındaki ilişkilerde gergin bir dönem yaşanmaktaydı. Bunun en önemli sebeplerinden biri Hicaz demiryolunun inşaatı sırasında, günümüzde Ürdün topraklarında yer alan ve Erken İslamiyet Dönemine tarihlenen Mşatta Av Sarayı’na ait cephenin, dönemin hükümdarı Sultan II. Abdülhamid’in onayıyla sökülerek Berlin’e taşınmış olmasıydı. Osman Hamdi Bey ise yürürlükte olan Âsar-ı Âtika Nizamnâmesi uyarınca söz konusu eserin Almanya’ya götürülemeyeceği görüşündeydi.

Hattuşa / Hitit Başkenti

Çorum´un güneybatısında kalan, ilçe olduktan sonra adı Boğazköy’den Boğazkale’ye dönüştürülen Hattuša, MÖ 2. binde Babil, Assur ve Mısır devletleriyle birlikte Yakındoğu’nun süper güçlerinden biri olan Hitit Devletinin başkentiydi. Anadolu’nun büyük bir kısmıyla Kuzey Suriye’yi hakimiyeti altında tutan Hitit Devleti, çağdaşı Mısır, Babil ve Assur uygarlıklarının aksine tarih içinde unutulmuştur.

Köle ile Efendi

- Köle! Dinle beni!

- Buradayım efendim, buradayım.

- Çabuk, ellerime su dök! Bana yemek getir!

- Yiyin efendim, yiyin. Yiyip içmek kalbe iyi gelir.

Hititlerde Dini Yaşam

MÖ 2. binyılda büyük bir güç olarak tarih sahnesinde görülen Hititler, fethedilen ülkelerin tanrılarını, dinsel ve kültürel ögelerini kendi bünyelerine katarak zengin bir panteon ve kültür oluşturmuştur.

 

Tarihöncesi Dönemde Hasankeyf: Hasankeyf Höyük Kazıları

Ortaçağ’ın önemli kent merkezlerinden biri olarak bilinen Hasankeyf, iskan tarihi bakımından çok daha eskiye dayanan bir geçmişe sahiptir.

Geç Antik Çağ ve Bizans Araştırmaları Merkezi

Üzerinde yaşadığımız topraklarda on bir yüzyıl boyunca varlığını sürdürmüş olan Bizans İmparatorluğu, önyargı ve bilgisizlikten ötürü yakın zamana kadar Türkiye’de araştırma noktasında eksik kalmaktan kurtulamamıştır. Hâlbuki yıllar önce Avustralya’da, Japonya’da, Avrupa ve Amerika’da Bizans araştırma merkezleri kurulup faaliyete geçmiştir. Bu uygarlığın fiilen varisi ise bugünkü Türkiye’dir.

Tell Fâfân Olmasaydı Hasankeyf Olmazdı

Hasankeyf’in adını hemen hemen herkesin duyduğunu tahmin ediyorum. Gidip görmemiş olanlar bile, en azından Ilısu Barajı Projesi kapsamında su altında kalacak olan bu yerleşim ve barındırdığı kültür varlıkları hakkında az da olsa bilgi sahibidir.

Hititlerin Kısa Tarihi

Anadolu uzun yıllar boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bu medeniyetler arasında Anadolu’yu siyasi bir çatı altında ilk birleştiren ise Hititlerdir. Hitit Devleti’ni anlatmadan evvel, Anadolu’nun Hitit Devleti’nden önceki yapısına bakmak faydalı olacaktır. Hititlerden önceki dönemde Anadolu’da siyasi birlik yoktu ve kent devletleri vardı.

USTALARA SAYGI

PROF. DR. GÜVEN ARSEBÜK

1936 İstanbul doğumluyum. Arkeoloji ile olan ilgim lise çağlarında başlar. Robert Koleji’nde okuduğum zamanlarda -ki bu yıllarda lise dört yıl sürüyordu- son iki senemizde, 3. ve 4. sınıflarda İngiliz Edebiyatı’na Profesör Hillary Sumner Boyd adlı bir hocamız gelirdi. Hocamız bize o dönemlerde Yunan Edebiyatı, tragedyası, Homeros gibi yazınlar okutarak dolaylı olarak arkeolojiye olan ilgimizi canlandırdı. Boyd hocamızın etkisinde kalarak Robert Koleji’nden mezun olduktan sonra İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’ne 1958 yılında kaydoldum. Dört yıl sonra, 1962 yılında, Prehistorya Bölümü’nden mezun oldum ve askere gittim.

EN ÇOK OKUNANLAR

Alaca Höyük

Alaca Höyük, 1835 yılında W.C. Hamilton tarafından “İmat Höyüğü” adıyla bilim âlemine tanıtılmıştır. Höyük 19. yüzyılın ikinci yarısında birçok seyyah ve araştırmacı tarafından ziyaret edilmiştir. 1907 yılında İstanbul Müzeleri adına Th. Macridy Bey, sfenksli kapı önünde 15 gün süren bir kazı çalışması yürütmüştür. İlk sistemli kazılara ise 1935 yılında Atatürk’ün emri ile Türk Tarih Kurumu adına, R. Oğuz Arık tarafından başlanmıştır. 

“Batı Uygarlığı Bir Hellen Mucizesidir” Dogmasını Sorgularken

İLK “BİZ”DEN BAŞLAMALI

“Yurt içindeki kazılar ve ortaya çıkarılan eserler bütün ilim dünyasına kültürel vazifesini ifaya başlamıştır. Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat insanı şaşırtacak bir mahiyet alır”.

SON İÇERİKLER

Kaygılı Bir Bekleyiş

Kovid-19 Salgını ve Arkeolojik Saha

Arkeolojiye meraklı halkın ve kamuoyunun pek az farkında olduğu, a...

Hiyeroglif Luvicesi

Luvicenin kullanımına dair ilk bulgu, MÖ 18. yüzyıla tarihlendirilen ve Kültepe/Kanišli Erken Asur tü...

Hitit İmparatorluğu’nda Luvice

Hitit Kanunlarında pek çok kez bahsi geçen luwili kelimesi, Hattuşa hükümetine bağlı bölg...

X

ÖZELLİKLE DEĞERLİ OKUYUCULARIMIZ OLMAK ÜZERE KAMUOYUNUN DİKKATİNE

Son aylarda yaşadığımız insan kaynakları ve fiziki koşullara bağlı sıkıntılar ve buna bağlı olarak kontrolümüz dışında gelişen bazı olaylar ne yazık ki abone olan ve olmayan bazı değerli okuyucularımızı da olumsuz yönde etkilemiştir. Okuyucularımıza ve takipçilerimize olan sorumluluk duygusu nedeniyle bu açıklamayı yapma ihtiyacı duymaktayız.

NEDEN?

Yukarıda değindiğimiz koşulların yaşandığı süreçte, Aktüel Arkeoloji Dergisi e-ticaret sitesi olan Arkeoloji Dükkanı üzerinden yapılan abonelik ve sipariş gönderimlerinde aksaklıklar yaşanmıştır. Bu aksaklığın sadece Covid-19 pandemisi sebebiyle olduğunu söylemeyi çok isterdik. Ancak pandemi sürecine ek olarak bazı insan kaynakları seçimlerimizde hatalar yaptığımızı çok üzücü bir şekilde öğrendik. Gerek adli süreci olumsuz etkilememek gerekse bizi maddi zararın yanı sıra manevi zarara uğratmış olsalar dahi bu kimselerin haklarını ihlal etmemek için daha fazla bilgi şu an için paylaşamıyoruz. Ancak ilerleyen süreçte ihtiyaç duyulması halinde bu konuda ek ve detaylı bir açıklama daha yapılacaktır.

NE YAPIYORUZ

Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden bir grup akademisyen, arkeolog ve diğer meslek gruplarından gönüllü katılımcılardan oluşan bir destek ve dayanışma ile yürütülen, Türkiye’nin “Arkeoloji Dergisi” unvanıyla anılan Aktüel Arkeoloji Dergisi olarak çalışmalarımızı 2007 yılından beri sürdürmekteyiz. Malumunuz olduğu üzere Türkiye’de hak ettiği değeri henüz tam olarak bulamamış olan Arkeoloji biliminin güncelliğinin, canlılığının korunması ve geliştirilmesi diğer taraftan da kültürel mirasımızın korunması ve güvence altına alınması konusunda en etkili kuruluşlar arasında gösterilmekten dolayı duyduğumuz gururu vurgulamak isteriz. Ancak yaptığımız işin sosyal sorumluluk yönü sebebiyle kendimizi ticari amaç güden bir girişim olarak değerlendiremediğimiz gibi ticari amaç güden dergilerin faydalanmakta olduğu pek çok imkândan da süreç içerisinde mahrum kaldığımızı bilgilerinize sunmak isteriz. Aktüel Arkeoloji Dergisi ekibi olarak bazı okuyucularımıza elimizde olmayan sebeplerle verdiğimiz sıkıntıdan dolayı özür dileriz. Tüm gücümüzle sorunları aşmak için çalıştığımızı, dergileri ve siparişleri kendilerine ulaştırmak için gerekli işlemlerin büyük bir özveriyle devam ettiğini belirtmek isteriz. Anlayışınız ve desteğiniz için teşekkür ederiz. Saygılarımızla.

AKTÜEL ARKEOLOJİ DERGİSİ

Öneri ve şikayetleriniz tıklayınız